Please assign a menu to the primary menu location under MENU

Genel

Sonbaharda Okunması Gereken Kitaplar

360views
Want create site? Find Free WordPress Themes and plugins.

Kitap okumak için yılın en güzel mevsimindeyiz,sessiz bir köşede bir bardak kahve eşliğinde yapılabilecek en keyifli şeylerden birisi şüphesiz ki kitap okumak. Sonbaharda Okunması Gereken Kitaplar ı sizin için derledik.

Peki hangi kitabı okumalı,hangisinden başlamalı?Bu yılın en iyi kitapları ve okumayanlar için kesinlikle okunması gereken yerli ve yabancı kitaplar  bu yazıda

Hayvanlardan Tanrılara- Sapiens (2016)

Yuval Noah Harari’nin kaleme aldığı kitap aşağıdaki tüm sorulara alışılagelmişin dışında bir bakış açısıyla ele alıyor.

– Homo sapiens neden ekolojik bir seri katile dönüştü?
– Para neden herkesin güvendiği tek şey?
– Kadınlar üstün sosyal becerilere sahipken, neden çoğu toplum erkek egemen?
– Güç elde etmekte böylesine yetenekli olan insanlar neden bu gücü mutluluğa dönüştürmekte başarısızlar?
– Geleceğin dini bilim mi?
– İnsanların miadı çoktan doldu mu?
100 bin yıl önce Yeryüzü’nde en az altı farklı insan türü vardı. Günümüzdeyse sadece Homo Sapiens var. Diğerlerinin başına ne geldi ve bize ne olacak? 

“Sapiens, tarihin ve modern dünyanın en büyük sorularını gayet yalın bir dille ele alıyor. Çok seveceksiniz!” 
-Jared Diamond, Tüfek, Mikrop ve Çelik’in yazarı-

Dürtme

Hayatta doğru kararlar alabilmek için bu kitabı okumalısınız!

İnsanları, onların daha sağlıklı, daha zengin ve daha özgür olmalarını sağlayarak, hayatlarını geliştirecek kararlara doğru dürtmek üzerine yeni bir bilim dalı olan seçim mimarisini nasıl uygulayabileceğimiz hakkında çığır açan bir tartışma.

Her gün, bireysel yatırımlardan, çocuklarımızın okullarına, yediğimiz öğünlerden, savunduğumuz davalara kadar değişen çeşitli konularda kararlar alıyoruz. Ne yazık ki, çoğu zaman beceriksizce seçimler yapıyoruz. Bunun sebebi, yazarların da açıkladığı gibi, insan olarak hepimizin, hata yapmamıza sebep olan çeşitli önyargılara teslim olması. Hatalarımız bizi, daha yoksul, daha az sağlıklı hale getiriyor; çoğu kez, eğitim, kişisel finansman, sağlık hizmetleri, ipotekli konut finansmanı, kredi kartları, aile ve hatta dünyayı kapsayan konularda kötü kararlar alıyoruz. 

“En yeni çılgınlık Dürtme’dir … İnsan davranışları ölçülüp modelleme yapılamayacak kadar gizemli ve öngörülemezdir.” 
Simon Jenkins, Guardian

Elia ile Yolculuk(2017)

Dünyaca ünlü sinema ustası ve yazar Elia Kazan, kendini bir Amerikalı ya da Yunan gibi değil, bir Anadolulu gibi hissederdi. Pek çok oyuncuyu da birlikte çalışmaya “Anadolu gülüşü” dediği yetenekle ikna ederdi.

Bu yetenek onu, hayatı boyunca taşıyacağı “işbirlikçi” etiketinden kurtaramadı. McCarthy dönemindeki hataları, onu ömür boyu kovaladı. Üçüncü Oscar’ını bile üzüntüyle kaldıran Kazan, belki biraz avunmak ve arınmak için annesinin dizlerine koşan bir çocuk gibi, memleketi Kayseri’nin yollarına düştü. Kaderini bilen ama ölmeden önce ona karşı mücadele eden bir Yunan trajedi kahramanı gibi.

Kadim Anadolu, bambaşka ilkelere sahip, farklı deneyimler yaşamış iki insanı, Zülfü Livaneli ve Elia Kazan’ı belki de tek ortak yolculuklarına çıkarmayı başardı.

Livaneli’nin büyülü satırlarından okuyacağımız bu sıra dışı yolculuğu, M.K. Perker’in muhteşem çizgileriyle izleyeceğiz.

Rotasız Seyyah Yol Hikayeleri 2 (2017)

Dünyayı karış karış gezmeye başlayıp, kısa sürede Rotasız Seyyah adıyla internette fenomen haline gelen, fotoğraf projeleriyle gerek yurt içinde, gerekse BBC, The Telegraph ve Der Spiegel gibi gazete ve dergilerde adından söz ettiren Mehmet Genç, büyük beğeni toplayan ilk kitabının ardından yeni maceralarıyla bir kez daha okurların karşısına çıkıyor.

Sizler de bu kitabı okurken Tacikistan’ın Pamir Dağları’nda yaşayan Pamir Kırgızı Türklerinin çadırlarına misafir olup, Kırgızistan’daki 7134 metre rakımlı Lenin Zirvesi’ne tırmanacak; Afganistan’daki bir Taliban karargâhına girip,  belki en az Mehmet kadar korkup heyecanlanacaksınız. İran polisleri tarafından ajan olduğu düşünülerek sorguya çekildiğinde şaşkınlığınızı gizleyemeyecek, çadırlarda yaşayan Kaşkay Türkleriyle yaptığı Türkçe sohbetlere dâhil olduğunuzda ise yüzünüzün güldüğünü fark edeceksiniz.

Ve öyle umuyoruz ki Mehmet’le beraber siz de gezecek, bolca görecek ve çok şey öğreneceksiniz…

Piraye’de Nazım Olmak(2017)

“Hep anlattınız, hep yazdınız, iftira ettiniz, kendinizce yargıladınız ama bana hiç sormadınız. Nazım dan, eşinden, dostundan beni dinlediniz. Ben de Nazım olmak ne demek hiç anlamadınız. Şimdi sıra bende. Sessiz çığlıklarımın yankıları yüreklerinizi titretecek. Susmak yok artık. Haykırıyorum. Seni hudutsuzca seviyorum Nazım…”

Nazım’ın Pirayesi

O (2016)

Küçük bir Amerikan kasabası olan Derry’yi diğer kasabalardan farklı kılan şey, kanalizasyon mazgallarının altındaki dehlizlerde yaşayan, kendini kimi zaman kâbuslarda, kimi zaman da gerçek hayatta gösteren bir yaratığın, insanları kendi karanlık dünyasına çeken esrarengiz bir gücün varlığıdır. Bu korkunç yaratıkla uzun yıllar önce savaşıp ardından kasabayı terk eden ve kendilerine yeni bir hayat kurmuş olan yedi çocuk, artık birer yetişkin olmuş ve yaşadıkları dehşet dolu günleri unutmuşlardır. Ancak, anılarının derinliklerine gömülen yaratık yıllar sonra yeniden harekete geçince, onunla bir kez daha hesaplaşmak zorunda kalırlar. Geçmişte kalan kâbuslar, şimdiki zamanda korkunç bir gerçeğe dönüşmüştür artık. Stephen King’in yazımını dört yılda tamamladığı ölümsüz başyapıtının sansürsüz ve eksiksiz metnini okurken tam da Daily Express’in tarif ettiği gibi, kendinizi O’nun karanlık dünyasında hissedeceksiniz.

Simyacı (2016)

sonbaharda okunması gereken kitaplar

Simyacı, dünyaca ünlü Brezilyalı yazar Paulo Coelho’nun üçüncü romanı. 1996 yılından bu yana Türkiye’de de çok okundu, çok sevildi, çok övüldü bu kitap. Bir büyük Doğu klasiği olan Mevlâna’nın ünlü Mesnevî’sinde yer alan bir küçük öyküden yola çıkarak yazılan bu roman, yüreğinde çocukluğunun çırpınışlarını taşıyan okurlar için bir “klasik” yapıt haline geldi.

Simyacı, İspanya’dan kalkıp Mısır piramitlerinin eteklerinde hazinesini aramaya giden Endülüslü çoban Santiago’nun masalsı yaşamının öyküsü. Ama aynı zamanda bir “nasihatnâme”; “Yazgına nasıl egemen olacaksın? Mutluluğunu nasıl kuracaksın?” gibi sorulara yanıt arayan bir yaşam ve ahlak kılavuzu. Mistik bir peri masalına benzeyen bu romanın, dünyanın dört bir yanında bunca sevilmesinin gizi, kuşkusuz bu kılavuzluk niteliğinden kaynaklanıyor.

Simyacı’yı okumak, herkes daha uykudayken şafak vakti uyanıp, güneşin doğuşunu izlemeye benziyor.

Otomatik Portakal (2009)

sonbaharda okunması gereken kitaplar

Tüm hayvanların en zekisi, iyiliğin ne demek olduğunu bilen insanoğluna sistematik bir baskı uygulayarak onu otomatik işleyen bir makine haline getirenlere kılıç kadar keskin olan kalemimle saldırmaktan başka hiçbir şey yapamıyorum…

Cockney dilinde (İngiliz argosu) bir deyiş vardır. “Uqueer as as clockwork orange”. Bu deyiş, olabilecek en yüksek derecede gariplikleri barındıran kişi anlamına gelir. Bu çok sevdiğim lafı, yıllarca bir kitap başlığında kullanmayı düşünmüşümdür. Bir de tabii Malezya’da “canlı” anlamına gelen “orang” sözcüğü var. Kitabı yazmaya başladığımda, rengi ve hoş bir kokusu olan bir meyvenin kullanıldığı bu deyişin, tam da benim anlatmak istediğim duruma, Pavlov kanunlarının uygulanmasına dayalı bir hikâyeye çok iyi oturduğunu düşündüm…
-Anthony Burges-

Karabasan gibi bir gelecek atmosferi… Geceleyin sokaklara dehşet saçan, yaşamları şiddet üzerine kurulu gençler… Sosyal kehanet? Kara mizah? Özgür iradenin irdelenişi?.. Otomatik Portakal bunların hepsidir. Aynı zamanda hayranlık verici bir dilsel deneydir, çünkü Burgess antikahramanı için yeni bir dil yaratır: Yakın geleceğin argosu “nadsat”ı.

… ve Stanley Kubrick’in muhteşem film uyarlaması, yirminci yüzyılın kült eserlerinden biri olan bu romanın şöhretini pekiştirmiştir…

 

Taglist

Did you find apk for android? You can find new Free Android Games and apps.

Leave a Response